YARATILISATLASI.COMhttp://yaratilisatlasi.comyaratilisatlasi.com - Kısa filmler - Mutlaka izleyin - Son EklenenlertrCopyright (C) 1994 yaratilisatlasi.com 1YARATILISATLASI.COMhttp://yaratilisatlasi.comhttp://harunyahya.com/assets/images/hy_muhur.png11666Türk Halkı Mehdi'yi Bekliyor!http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259841/turk-halki-mehdiyi-bekliyorhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259841/turk-halki-mehdiyi-bekliyorhttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/turk_halki_mehdiyi_bekliyor2_02.jpgThu, 19 Oct 2017 18:58:34 +0300Araştırmacı Yazar Sn. Kürşad Berkkan "Mehdi (as) gelecek" diyorhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259840/arastirmaci-yazar-sn-kursad-berkkanhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259840/arastirmaci-yazar-sn-kursad-berkkanhttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/kursad_berkkan_mehdi_hakkinda_01.jpgThu, 19 Oct 2017 18:37:03 +0300Rohingyalara sesimiz ulaşsınhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259665/rohingyalara-sesimiz-ulassinhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259665/rohingyalara-sesimiz-ulassinhttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Rohingyalara_Sesimiz_Ulassin_02.jpgMon, 16 Oct 2017 21:03:21 +0300Harun Yahya'nın temsilcileri New York Şabat Musevi Merkezi'nde konuşmacıydılarhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259087/harun-yahyanin-temsilcileri-new-yorkhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259087/harun-yahyanin-temsilcileri-new-yorkSat, 07 Oct 2017 19:27:07 +0300Dr. Oktar Babuna'nın BM Uluslararası Kültürel Diplomasi Sempozyumu'ndaki Konuşmasından bir Bölümhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259012/dr-oktar-babunanin-bm-uluslararasihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/259012/dr-oktar-babunanin-bm-uluslararasihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/BM_oktar_konusma_icd_03.jpgThu, 05 Oct 2017 19:23:24 +0300BM Kültürel Diplomasi sempozyumunda Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto'ya Sayın Adnan Oktar'ın İslam Terörü lanetler eseri takdim edildi.http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258993/bm-kulturel-diplomasi-sempozyumunda-macaristanhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258993/bm-kulturel-diplomasi-sempozyumunda-macaristanWed, 04 Oct 2017 23:23:41 +0300Sn. Adnan Oktar’ın Kasım 2016’da Dünya Basınında Yayınlanan Makalelerihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258937/sn-adnan-oktarin-kasim-2016dahttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258937/sn-adnan-oktarin-kasim-2016dahttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/132-uluslararasi-medya/temmuz2017eng_03.jpgTue, 03 Oct 2017 23:20:31 +0300Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 1 - “6 Milyon Yıl Önce Yaşamış Ortak Ata” İddiasıSapiens Kitabı ve Yuval Noah Harari’nin Evrimci Tarih Yanılgısı

2012 yılında satışa sunulan ve ilk Türkçe baskısı 2015’te yapılan “Sapiens” kitabı, “İnsan türünün kısa bir tarihini anlattığı” iddiasıyla ortaya çıktı.

Ateist altyapıya sahip pek çok bilimsel ve felsefi yayında olduğu gibi, bu kitap da sözde evrimsel süreçle insanın tarihini anlatmaya başlıyor. Kitabın adı olarak seçilen “Sapiens” kelimesi de, insanın tarihsel, politik ve sosyal yönünü vurgulamak yerine, evrim iddialarını öne çıkarmak için bilinçli olarak seçilmiş. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Harari’nin yazdığı bu kitabın, bir tarih kitabı olmadığı çok açık. Kitapta insanın sözde evrimsel gelişimi ve devamında sosyal Darwinizm’in anlatıldığı bir ateist ideoloji propagandası hakim.

Kitap akademik yönden insanlık tarihini anlattığı iddiasında ancak başından sonuna  kadar kitabın her cümlesinde Darwinist düşüncenin izleri görülüyor. Üstelik kitapta Darwinizm, bilimsel kanıtlar sunulmadan bir ön kabul olarak okuyucuya sunuluyor. Bu ön kabul üzerine inşa edilen sözde insanlık tarihinin gelişimi, adeta bir masal havasında canlandırılıyor. Bu sebeple KİTAP, TARİH KİTABI ÖZELLİĞİ İÇERMEDİĞİ GİBİ, BİLİMSEL TEK BİR KANITI OLMAYAN SÖZDE EVRİMCİ MANTIĞA DAYANDIĞI İÇİN BİYOLOJİ AÇISINDAN DA BİLİMSEL BİR DEĞER TAŞIMIYOR. Yazarın ateist düşünce yapısı ile yazdığı kitap felsefe kitabı olmaktan öte değil.

Kitabın tek olumlu yanı, “Darwinist düşünce topluma hakim olsa dünyanın nasıl bir kargaşa içine düşeceği” gerçeğine yer vermesi. Darwinist düşüncenin bir sonucu olan vahşi kapitalizm, faşizm ve komünizmin yol açtığı bozuk sosyal yapının mutsuzluk getireceği kitapta açıklanıyor açıklanmasına ancak bu soruna herhangi bir çözüm önerisi sunulmuyor.

Kitap tarihi bilgilerden çok evrimci felsefe üzerine bina edildiğinden, içinde geçen sözde evrimsel yorumlara cevap vermek son derece önemlidir. İnsanın evrimle değil Allah’ın yaratması ile var olduğunun açıkça ortaya konması, kitabın tüm felsefesini çökertecektir. DÜNYAYI ETKİSİ ALTINA ALMIŞ OLAN MUTSUZ VE ÇARPIK DÜZENDEN KURTULMANIN TEK YOLUNUN ALLAH İNANCININ dünyaya hakim kılınması ile mümkün olabileceği de bir kere daha hatırlatılmış olacaktır.

 

YUVAL NOAH HARARI’NİN SAPIENS KİTABINDAKİ BAZI İDDİALARA CEVAP 1

 “6 Milyon Yıl Önce Yaşamış Ortak Ata” İddiası

Evrimci mantıkta, “insanın diğer hayvanlardan farklı olmadığı” telkini yapılır ve “insanın hayvanlarla ortak ataya sahip olduğu” masalı empoze edilir. Harari de bu iddiayı kitabının ilk sayfalarında masalsı bir üslupla vermiştir:

“Sevelim ya da sevmeyelim büyük maymunlar adı verilen gürültücü ve büyük bir grubun üyesiyiz... Yalnızca 6 milyon yıl önce tek bir dişi maymunun iki kızı oldu. Bunlardan biri tüm şempanzelerin atası olurken, diğeri de bizim büyükannemiz oldu.” (Yuval Noah Harari. Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi. Kolektif kitap, 2015, sayfa 19)

Hikaye tarzı bir anlatımla, bilimsellikten son derece uzak şekilde ortaya atılan bu iddia, bir delil olmaksızın evrimci ön kabul ile yazılmıştır. Öncelikle günümüze kadar, Darwinistlerin bu iddiasını kanıtlayacak tek bir ara fosil daha bulunamamıştır. Bulunması da imkansızdır, keza şu ana kadar elde edilen 700 milyondan fazla fosil, hiç değişmemiş, dolayısıyla evrim geçirmemiş canlılara aittir. “Ortak ata” iddialarını kanıtlayacak, bilimsel hiç bir delilleri olmayan evrimcilerin bu batıl inançlarının kaynağı, “Homoloji” olarak isimlendirilen farklı canlı türlerinde bulunan benzer fiziksel özelliklerdir. Evrimcilere göre maymunların da bizim gibi ellere sahip olmalarının nedeni, sözde "evrimsel akrabamız" olmalarıdır.

Evrimciler, birbirine benzer gördükleri canlıları, birbirinin atası veya ortak bir atadan gelen akrabalar olarak göstermeye çalışırlar. Bilimsel delillerle desteklenmeyen bu iddia ancak batıl bir inanç olarak değerlendirilebilir. Farklı canlı türleri arasındaki yapısal benzerlikler biyolojide "homoloji" olarak adlandırılır. Evrimcilerin homoloji konusundaki iddialarının ciddiye alınabilmesi için benzer organların benzer DNA şifreleri tarafından kodlanmış olması gerekirdi, oysa benzer organlar çoğunlukla çok farklı genetik kodlar tarafından belirlenir. Farklı canlıların DNA'larındaki benzer genetik kodlar da, çok farklı organlara karşılık gelir.   Bundan başka ortak  ata iddiasının geçerli olabilmesi için evrimin sözde mekanizması, ortaklıktan çeşitlenmeye (divergent) doğru gitmelidir. Halbuki evrimcilerin kendi yaptıkları evrim ağacı senaryolarında bile aralarında akrabalık bağı kuramadıkları canlıların benzer özellikler gösterdiği görülmüştür. Bu da evrimin divergent olması gerektiği mantığına tamamen terstir. Bütün teorileri çıkmaza giren evrimciler bu noktada farklı bir hipotez hayali daha kurarak adına “convergent (çeşitlilikten ortaklığa) evrim” derler. İşte bu, evrim mantığının iflas ettiği noktadır. Richard Dawkins gözün 40 ayrı kez evrimleştiğini iddia eder ki bunun mantıksızlığı herkesin malumudur. Bir organ tesadüflere dayalı olarak 40 kere evrimleşerek aynı noktaya ulaşamaz. Bu ancak bilinçli bir üst aklın yaratması ile mümkündür. 

Canlılardaki benzerliklerden yola çıkarak teorilerini kanıtlamaya çalışan evrimciler için büyük sorunlardan biri de tamamen farklı gen yapısından aynı fiziksel özelliğin ortaya çıkmasıdır. Örneğin kamuflaj ustası bir çok canlı, üzerinde yaşadığı ortamın yapısına mükemmel derecede uyum gösterir. Burada gördüğünüz böcek türlerinin hiç birinin genetik dizilimleri, üzerinde bulunduğu bitkinin genetik dizilimleri ile benzerlik göstermez. Farklı gen yapısından böylesine birebir aynılıkta fiziksel özelliklerin ortaya çıkabilmesi elbette ki hayranlık uyandırıcıdır. Hem bitkinin hem de böceğin gen yapısına hakim üstün bir Yaratıcı olmadan böyle bir sanatsal harikanın ortaya çıkması mümkün değildir. Kamuflaj özelliği gösteren bu canlılar homoloji temelli ortak ata iddiasında olan evrimcilerin hipotezlerini de çürütür.

Homolojiye dayalı bir evrim mantığı kurmak ancak teknolojinin yetersiz olduğu ve genetik bilginin varlığının hiç bilinmediği Lamarck ya da Darwin zamanlarında ortaya atılabilecek bir hipotezdir. DNA, RNA ve proteinin yapılarının ince ayrıntılarının bilindiği, canlı varlıkların gelişiminin çok hassas dengelerle ilerlediğinin ortaya konduğu günümüz yüksek bilim seviyesinde, böyle bir iddianın sürdürülmesi ancak eski evrim inançlarının inatla devam ettirilmesi şeklinde yorumlanabilir.

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258859/yuval-noah-hararinin-sapiens-adlihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258859/yuval-noah-hararinin-sapiens-adlihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/YuvalNoahHarari_cevap_1_01.jpgMon, 02 Oct 2017 19:23:22 +0300
Türk Gençliği 'Hz. Mehdi'nin Geldiğine İnanıyorum' diyorhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258750/turk-gencligi-hz-mehdinin-geldiginehttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258750/turk-gencligi-hz-mehdinin-geldiginehttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/mehdinin_gelecegine_inaniyor_musunuz1_03.jpgSun, 01 Oct 2017 13:56:01 +0300Sahte bayrak operasyonlarıBir arada, huzur içinde yaşamak kolay ve güzel olan iken, tarih boyunca birçok nesil savaşı, öldürmeyi, katliamı tercih etmiş. Barışta, sevgide, dostlukta irade göstermek yerine en küçük bir anlaşmazlığı yüz binlerin kanının aktığı büyük bir savaşa çevirmeyi kolay görmüş. Hatta kimi zaman da ortada herhangi bir anlaşmazlık dahi yokken, çeşitli hile ve aldatmalarla çatışmaların zeminini hazırlamışlardır.

Askeri güçler, istihbarat örgütleri ya da terörist gruplar, mücadelede klasik yöntemlerin dışında bazı aldatma stratejileri uygularlar. Bu, tarih boyunca böyle olmuştur.

Amaç; sahip olunan askeri gücün, hedef ya da strateji gibi istihbari bilgilerin karşı taraftan gizlenmesi, gerçeğin gözlerden saklanmasıdır. Bir başka amaç ise, savaşan tarafın yaptıklarını, hem kendi ülkesinde hem de dünya kamuoyunda meşrulaştırma isteğidir. Bazen de bu stratejiler, toplulukları veya hükümetleri kışkırtmak ve istedikleri gibi yönlendirmek için kullanılır.

Bu tarz operasyonlar genel olarak "sahte bayrak" ya da "kontrgerilla" olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca "kirli savaş" veya "kara propaganda" olarak da bilinir. Aldatma stratejilerinin “Sahte Bayrak” şeklinde isimlendirilmesinin sebebi, geçmişte ahşap savaş gemilerine karşı tarafın bayrağının çekilmesi ve sezdirmeden yaklaşılmasıdır. Bu durumda diğer gemi kendisine yaklaşan geminin bayrağına bakarak onu dost zanneder ancak atış mesafesine girdiğinde iş işten geçmiş olurdu. İşte bu aldatma yöntemi günümüzde illegal karanlık operasyonların genel isimlendirmesi halini almıştır.

Dünya çapında çeşitli ülkelerin düzenlediği ve bugün artık ortaya çıkarılmış olan birçok sahte bayrak operasyonu vardır:

Nazilerin 1933 yılında Alman Parlamento binasını ateşe vererek suçu muhaliflerin üzerine atması bu yöntemin en bilinenlerindendir.

Japonların 1931 yılında bir tren yolunda bomba patlatarak suçu Çinlilere atması ve bu sayede Mançurya’nın işgalini haklı göstermeye çalışması da başka bir örnektir.

1950’lerde Gladyo tarafından İtalya’da ve bazı Avrupa ülkelerinde çeşitli suikastler gerçekleştirilerek suçun muhaliflere atılması da Sahte bayrak operasyonlarından biridir.

Bu operasyonları düzenleme konusunda dünya çapında üne sahip olan yapı ise kuşkusuz İngiliz Derin Devleti’dir. İngiliz derin devletinin yönlendirmesiyle  yakın tarihte düzenlenen iki sahte bayrak operasyonu şöyle gelişmiştir:

İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN SAHTE BAYRAK OPERASYONLARINA ÖRNEK 1:

1953 İran Darbe Girişimi

1950’lerde İran’ın petrol gelirleri büyük oranda İngiltere’ye gidiyor ve İran halkı kendi öz kaynaklarından faydalanamıyordu.

İran'ın petrol sanayisini kamulaştırma planlarından korkan İngiliz derin devleti, 1952'de darbe fikrini ortaya attı.

Amerika Birleşik Devletleri’ni, İran Başbakanı’nı devirmek için ortak bir operasyon başlatmaya zorladı.

MI6, Başbakan Muhammed Mossadegh'in yerine geçirmek için General Fazlollah Zahedi'yi seçti. Darbeden iki gün sonra gizlice General Zahedi rejimine 5 milyon dolar transfer etti.

Bu sırada MI6 adına çalışan bazı İranlı işbirlikçiler bombalı eylemler gerçekleştirdiler. Amaç, ülkenin Müslüman halkını Mossadegh’e karşı kışkırtmaktı.

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN SAHTE BAYRAK OPERASYONLARINA ÖRNEK 2:

1957 Suriye Darbe Girişimi

İngiliz derin devleti Ağustos 1957’de Suriye yönetimini devirmek için terör örgütlerini ve bazı sahte bayrak operasyonlarını organize etti.

Buna  göre Suriye sınırında sahte kargaşalar oluşturulacak ve böylece bazı bölgeler işgal edilecek, üst düzey hükümet görevlilerine de suikastler düzenlenecekti.

Suriye hükümeti, “komşu ülkelere yönelik sabotajlar ve şiddet hareketleri düzenlemekle” sorumlu gibi gösterilecekti. Diğer bir deyişle İngiliz derin devleti tansiyonu yükseltmek için psikolojik ve operasyonel hünerlerini sergileyecekti.

İç ayaklanmaları körükleyecek, hapiste tutulan politik suçluları serbest bırakmaya çalışacak ve Suriye içindeki çeşitli örgütleri hükümet aleyhine harekete geçirebilecekti.

--------

Bu iki örnekten de anlıyoruz ki, dünyada amaçlarına ulaşmak adına “kötülüğü örgütleyip düzenleyen” derin güçler işbaşında.

Bu güçler, menfaatleri pahasına masum sivillerin hayatlarını kaybedeceği operasyonlar düzenlemekte sakınca görmüyorlar. Üstelik bu operasyonları başkaları düzenlemiş gibi göstererek yerel ve global medyada ve halk nezdinde kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar.

Amaç kimi zaman derin yapının çıkarlarıyla çatışan bir hükümeti veya bir hükümet yetkilisini ortadan kaldırmak ya da bu hükümeti veya yöneticiyi itibarsızlaştırmak.

Kimi zaman da bir etnik gruba veya bir sivil toplum kuruluşuna karşı halkta nefret uyandırmak. Bu operasyonların etnisiteye veya inanç gruplarına karşı düzenlendiğini de sıklıkla görebiliyoruz.

Örneğin sahte kimlikli bir saldırgan kullanılarak eylem organize ediliyor ve bu kişi bir dine mensup, mesela Müslüman gibi gösterilerek yaptığı saldırı tüm Müslümanlara mal ediliyor. Böylece saldırının yapıldığı ülkede Müslümanlara karşı halkta nefret oluşturulmak isteniyor. Dolayısıyla Hükümetler de ülkelerindeki Müslümanların haklarını kısıtlayacak, onları sıkıntıya sokacak çeşitli uygulamalara mecbur bırakılıyor.

İşte bu tehlikeli stratejilere karşı hem halkların hem de hükümetlerin çok dikkatli ve titiz olması gerekiyor.

Tüm olayların en ince ayrıntısına kadar analiz edilmesi, arka planda gizli kalabilecek detayların gözden kaçırılmaması gerekiyor. Tabi ki olayların ilk göründüğü haliyle değil deliller ışığında değerlendirilmesi hayati önem arz ediyor. Ancak bu şekilde bir bireye, bir etnik gruba, bir dini inanca veya bir ülkeye yapılabilecek haksızlıkların ortadan kaldırılması mümkün olacaktır.

Daha da önemlisi, söz konusu kötülüğü örgütleyip düzenlemiş olan derin yapının amacına ulaşması engellenmiş olacaktır.

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258269/sahte-bayrak-operasyonlarihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/258269/sahte-bayrak-operasyonlarihttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/sahte-bayrak-operasyonu.jpgMon, 25 Sep 2017 13:49:23 +0300
Kuran’da başörtüsü yoktur. Gerekli durumlarda çarşaf giyilmesi hükmü vardır.KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ YOKTUR. GEREKLİ DURUMLARDA ÇARŞAF GİYİLMESİ HÜKMÜ VARDIR.

Kuran’da Ahzab Suresi’nin 59. Ayetinde kadınların, GEREKLİ DURUMLARDA; örneğin dekolte olarak bulunamayacaklarını düşündükleri güvenli olmayan ortamlarda, geçici olarak, ÇARŞAF İLE TAMAMEN ÖRTÜNMELERİ GEREKTİĞİ BİLDİRİLMİŞTİR:

Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına cilbablarını (celâbîbihinne – yani çarşaflarını) üstlerine giymelerini (yudnîne aleyhinne) söyle. Onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Ahzab-59)

Ayetin hükmü açıktır. Cilbab, kadını baştan aşağı örten örtü, yani çarşaf demektir. Dönemin müşrik ve münafıkları, mümin kadınları sözle ve tavırla rahatsız ediyorlardı. Bu durum karşısında mümin kadınların –böyle durumlarda, yani dekolte giyinmeleri halinde rahatsız edilecekleri ortamlarda, geçici olarak- kıyafetleriyle bilinip diğerlerinden ayrılmaları için bu ayet indirilmiştir. Ayetin hükmüne göre mümin kadınlar rahatsız edileceklerini düşündükleri bir ortama girecekleri zaman dekoltelerini kapar, baştan aşağı, hiçbir yerleri görünmeyecek ve hatları belli olmayacak şekilde çarşaf giyerler.  

 

KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ YOKTUR.

NUR SURESİ’NİN 31. AYETİNDE BAŞÖRTÜSÜNE DAİR HİÇBİR HÜKÜM YOKTUR.

Ayette şöyle bildirilir: 

Mümin kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. (Baş)Örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) salsınlar... (Nur Suresi, 31) 

Ayetin "Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) salsınlar" şeklinde çevirilen "vel yadribne bihumurihinne alâ cuyûbihinne" bölümünde başörtüsünden bahsedilmez. 

Bazı tefsir ve meallerde başörtüsü olarak tercüme edilen "Humur" kelimesi ""örtmek" anlamına gelen "hamr" kökünden türetilmiştir. Kelime "herhangi bir şeyi örtmek" anlamındadır. "Baş" kelimesi ayetin Arapçası’nda geçmemektedir.  

“Yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) salsınlar” olarak tercüme edilen cümlenin Arapçası’nda ise “salmak” ifadesi yoktur. "Yadribne" fiili "darabe" kökünden türemiştir, "vurmak, örtmek, kapamak" anlamlarına gelir. “Cuyub" kelimesi ise cep kelimesinin çoğuludur, gömlekte cep açmak, cebine koymak gibi tanımlamalarda kullanılır. Yani ayette örtülerin üzerine vurulması gereken yer kadının göğüsleridir.  Ayette bildirilen hüküm de başın değil, göğüslerin örtülmesidir.

Ayetin ikinci kısmında ise kadınların mahrem yerlerinin kimler tarafından görülmesinin mahsuru olmadığı yani kadınların ne kadar özgür oldukları anlatılır: 

Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler... (Nur Suresi, 31)

Ayette kadınların “süslerinin”; kocalarının dışında kadına ihtiyacı olmayan yani arzusuz veya iktidarsız hizmetçiler ile kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklar tarafından görülmesinin sakıncası olmadığı bildirilmiştir. Bu bilgi, ayette geçen "süsler" ifadesiyle cinsel organ ve göğüslerden bahsedildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Nur Suresi’nin 31. Ayeti kadınların ne kadar geniş bir özgürlüğe sahip olduğunu anlatmaktadır.

Başörtüsünün farz olduğu iddiası ile kullanılan hadislerde ise ibret verici mantık bozuklukları ve çelişkiler vardır. Şimdi hadisleri okuyalım.

 

MEVZU HADİS: Hz. Aişe şöyle demiştir: “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet etsin. Allah: “BAŞÖRTÜLERİNİ YAKALARININ ÜZERİNE VURSUNLAR” ayetini indirince mırtılarını (elbiselerini) yardılar, onunla başlarını örttüler. Yine şöyle demiştir: Bize Ebu Nuaym anlattı, bize İbrahim bin Nafi, Hasen bin Müslim’den, Safiye bint Şeyba’den anlattı, Hz. Aişye şöyle demiştir: Bu “Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar” ayeti inince, ONLAR ETEKLERİNİ ALDILAR, ONLARI KENALARINDAN YIRTTILAR VE ONLARLA BAŞLARINI KAPATTILAR.” (Buhâri 4759; İbni Kesir, Büyük Kuran Tefsiri, Cilt 6. Sf. 570)

 

MEVZU HADİS: Hz. Ayşe (ra)'dan rivayete göre, şöyle demiştir: Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Allah Nur Suresi 31. ayetindeki “BAŞÖRTÜLERİNİ GÖĞÜSLERİ ÜZERİNE SALSINLAR” AYETİNİ İNDİRDİĞİNDE ÜZERLERİNİ ÖRTEN DIŞ GİYSİLERİNİ İKİYE PARÇALADILAR, BİR PARÇASINI KENDİLERİNE BAŞÖRTÜSÜ YAPTILAR.” (Ebu Davud, 4102; Cilt 3)

 

MEVZU HADİS: Safiyye binti Şeybe dedi ki: Biz Hz. Aişe’nin yanında idik, Kureyş kadınlarından ve faziletlerinden bahsettiler. Hz. Aişe şöyle dedi: .. “BAŞÖRTÜLERİNİ YAKALARININ ÜZERİNE VURSUNLAR AYETİ İNİNCE”, erkekleri dönüp onlara Allah’ın onlar hakkında indirdiği şeyleri okudurlar. Erkek karısına, kızına, kız kardeşine ve bütün akrabalarına okuyordu. ONLARDAN HER BİR KADIN DA ÇİZGİLİ MIRTISI (ELBİSESİ) İLE BAŞINI ÖRTÜYORDU. Böylece Allah’ın indirdiği kitabı tasdik ediyordu. Sabahleyin Resulullah (sav)’in arkasında SANKİ BAŞLARININ ÜZERİNDE KARGALAR VARMIŞ GİBİ DURDULAR.”  (İbn-i Kesir, Hadislerle Kuran-ı Kerim Tefsiri, cilt:6, sf. 571 )
 

 

Konuyla ilgili hadislerde ayetin şu şekilde indirildiği bildiriliyor: “Mümin kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar” âyetini indirince...” Bu durumda, bu uydurma hadislere göre, kadınların başında başörtüsü var ve başörtüsü başlarından aşağı sarkmış durumda. Ancak kadınların göğüsleri açık. 

Uydurma hadiste, kadınların, başlarında örtü varken  göğüslerinin üstüne de başlarından arta kalan o büyükçe olan örtüyü örtükleri söyleniyor. Böylece göğüslerini bu örtü ile kapamış olmaları gerekiyor. Ancak buna rağmen tüm hadislerdeki bilgiye göre ilginç bir şekilde kadınların başlarındaki uzun örtü ile göğüsler kapanmıyor. Peki ne oluyor?

Uydurma hadislerde, ayet inince kadınların eteklerinden veya elbiselerinden bir parça kestikleri ve zaten örtülü olan başlarına bir örtü daha ekledikleri söyleniyor.  

Uydurma hadislerde geçen ONLAR ETEKLERİNDEN BİR PARÇA KESTİLER ONUNLA BAŞLARINI ÖRTTÜLER......” ifadesi ile  kadınların, başlarında olan örtülerle göğüslerini kapamadıkları, eteklerinden, elbiselerinden parçalar kesip bunlarla bir kere daha başlarını kapadıkları iddia ediliyor. Ve bu şekilde Allah’ın emri olduğunu söyledikleri “başınızdan sarkan örtüyle göğüslerinizi örtün” hükmüne de uymamış oluyorlar.

Yani başörtüsü konusundaki uydurma hadisler kadınların, örtülü başlarını bir kere daha örttüklerini söylüyor. Ancak bu izahlara göre göğüsleri hala açıkta.  Yani bu hadislerle hem Allah’ın ayetine, olmayan bir hükmü ekliyorlar. Hem de ekledikleri bu hükmü de yerine getirmiyorlar. 

Görüldüğü gibi bu bozuk mantık, Allah’ın hurafe uyduranların tuzağını ayaklarına doladığının ispatıdır. 

 

Allah İslam’ın kolaylık dini olduğunu bildirmiştir:  

O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)... (Hac Suresi, 78)

Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez... (Bakara Suresi, 185)

Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız. (A'la Suresi, 8)  

Peygamberimiz (sav) de “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” buyurmuştur.

 

İslam’a Allah’ın indirmediği hükümler ekleyerek İslam’ı zorlaştıranlar, “... (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar.” (Hadid Suresi, 27) ayetiyle bildirildiği gibi yaşanması mümkün olmayan Kuran dışı bir din anlayışı ortaya koymaktadır.    

Kuran’da başörtüsü farz olmadığı halde farzmış gibi gösterenler de bu nedenle milyonlarca kadının İslam’dan uzaklaşmasına sebep olmuştur. 

 

 

 

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256623/kuranda-basortusu-yoktur-gerekli-durumlardahttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256623/kuranda-basortusu-yoktur-gerekli-durumlardahttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/basortusu_v3_09.jpgThu, 31 Aug 2017 16:59:15 +0300
Dr. Paulo Cioni Freud’un inancın kökeni konusundaki iddialarıyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.Freud’un inancın kökeni konusunda bazı teorileri mevcut. Sizce insanlarda inanç evrimleşmiş midir yada her zaman mevcut muydu?     

Sanırım inanç baştan beri her zaman vardı. Ayrıca Freud’un teorileri fazlasıyla abartılıyor; materyalist değerleri temel alan bu teorilerin karmaşık bir yönü yok. Herşey cinselliğe dayalı bir kaç kavramla açıklanıyor. Freud ile karşılaştırıldığında, Jung gibi manevi ve kutsal değerlerle daha çok ilgilenen psikoanalistler ihmal edilmişlerdir. Ben Freud’un Alman literatürüne verdiği katkılardan dolayı ödüllendirildiğini düşünüyorum; Freud hiç bir zaman tıp ve psikoloji dallarında bir ödül almamıştır.

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256431/dr-paulo-cioni-freudun-inancinhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256431/dr-paulo-cioni-freudun-inancinhttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/13_Dr_Paolo_Cioni_tr_03.jpgSun, 27 Aug 2017 21:52:36 +0300
Ay'ın Mucize YaratılışıDünya'nın uydusu olan Ay, yeryüzünde insan yaşamına elverişli koşulların var olmasında çok büyük bir öneme sahiptir.

Dünyamızın içinde olduğu galaksi, yani Samanyolu Galaksisi; bilim adamları tarafından sonsuz sayıda olduğu ifade edilen evrendeki sayısız galaksiden biridir. Samanyolu Galaksisi'nde, yaklaşık dört yüz milyar yıldız bulunduğu düşünülüyor. Bunlardan bir tanesi de Dünya'nın ısı ve ışığından yararlandığı Güneş’tir. Ve Dünya’yı çok yakından takip eden uydusu da: Ay....

Ay, 3476 km. çapında, Dünya'nın küçük bir maketi gibidir. Kütlesi Dünya'nın 1/8'i kadardır. Belirli bir atmosfere sahip değildir ve Dünya'ya yaklaşık 384.000 km. uzaklıkta bulunuyor. Dünya, Ay ile birlikte Güneş Sistemi'nin çekim merkezinde döner. Ancak ikisi arasındaki kütle-çekim farklılığından dolayı, Ay'ın Dünya'nın çevresinde döndüğünü söylemek daha doğru olacaktır.

Ay'ın özellikleri incelendiğinde, Dünya üzerindeki canlı yaşamı için özel olarak yaratıldığı görebiliriz. Bir ayette şöyle bildirilir:

 

"...Güneş'i ve Ay'ı sizin emrinize verdi." (Nahl Suresi,12)

 

Ay'ın Dünya Üzerindeki Etkileri

 

Dünya'nın uydusu Ay, büyük hacmi sayesinde yeryüzünün dönme merkezini sabitleyerek, yaşam için elverişli iklim koşullarının korunmasına vesile olur. Dünya'nın çekirdeğindeki sıvı halin korunmasında da Ay'ın çekim gücü etkilidir. Bu durum, Dünya'nın manyetik alanını sabit tutar. Bu manyetik alan sayesinde yeryüzü kozmik radyasyondan direkt olarak etkilenmez.

Ayrıca Ay, okyanusları kendisine doğru çekerek Dünya'nın dönüş hızını yavaşlatır. Bununla birlikte, Ay her yüzyıl, günleri saniyenin binde 1,1'i kadar süre uzatmaya devam etmektedir.

 

Ay'daki Mucizeler

 

Ay Olmasaydı;

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi 10 saat olacak, günler kısalacaktı.

Dünya, iklim koşullarından ötürü şiddetli fırtınaların ve kasırgaların hiç kesilmediği bir gezegen olurdu.

Atmosfer bugünkü gibi olmazdı. Daha kalın bir atmosfere sahip olurduk.

Gel-git olayları %70 oranında azalırdı. Ay ışığında etkinliğini sürdüren canlılar gelişmezdi. Bilindiği gibi, bazı canlı türleri üreme için Ay'ın evrelerini izlemektedirler.

Mevsimler olmazdı.

Gel-gitler olamayacağı için Dünya'da yaşam oluşmazdı. Dünya sadece Güneş'in varlığı ile oluşan mevsimler, rüzgarlar ve yağmurların var olduğu boş bir gezegen olurdu.

Bütün bunlar, Yüce Allah'ın, Ay'ı insan yaşamına elverişli koşulların yeryüzünde var olması için özel olarak yarattığını göstermektedir. Bunun yanı sıra Güneş Sistemi'ndeki tüm gezegen yörüngeleri elips iken, Ay'ın Dünya çevresindeki yörüngesinin mükemmele yakın bir daire olması, Dünya'nın dönüşü ile tam olarak aynı şekilde kendi etrafında dönmesi (ki bu yüzden Ay'ın hep bir yüzünü görürüz) gibi detaylar da Ay'ın özel yaratılışının delillerindendir.

Yüce Allah, Güneş'i de Ay'ı da insanların hizmetine verdiğini ve bunların her birinin Rabbimiz'in sayısız nimetlerinden olduğunu Kuran'da şöyle bildirmiştir:

"Güneş'i ve Ay'ı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür." (İbr

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256251/ayin-mucize-yaratilisihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256251/ayin-mucize-yaratilisihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/Ayin_Mucize_Yaratilisi_07.jpgFri, 25 Aug 2017 16:15:14 +0300
Depresyona Karşı En Güçlü İlaç İmandan Kaynaklanan Dürüst SevgidirDepresyon, günümüz toplumlarında çok yaygın olarak görülen, tahribat gücü yüksek, bu nedenlerle “çağımızın vebası” olarak da adlandırılan bir hastalık. Kişinin ruhsal ve bedensel sağlığını, aile ve iş hayatını ve sosyal ilişkilerini bozan; onu günlük işlerini yapamayacak duruma getiren bir sorun. Düşüncelerinden duygularına ve davranışlarına, beslenmesinden uykusuna, işlerinden ilişkilerine kadar yaşamının her safhasını olumsuz etkileyen bir rahatsızlık. Zengin-fakir, cahil-kültürlü, genç-yaşlı, kadın-erkek ayrımı gözetmeksizin herkesi hedef alabilen psikolojik kaynaklı bir ruhsal çöküntü durumu.


Öyle ki, çocuk sahibi, iyi eğitimli, güler yüzlü, iyimser, zeki, başarılı, zengin, çalışkan, ailesi ve çevresi tarafından değer verilen, sosyal ilişkileri güçlü, çok yönlü, hayatta istediği hemen her şeyi elde etmiş bir insanın hayatını kabusa çevirebiliyor.


Çoğu insan bu özelliklere sahip şahısların böyle bir psikolojik hastalığa yakalanabileceğine ihtimal dahi vermeyebilir. Gerçekte ise, yaşadıkları depresyona ilişkin öykülerini anlatanlar arasında böyle çok sayıda kişiye rastlamak mümkün.


Dünya Sağlık Örgütü’nün 2017 tarihli son raporuna göre, dünya üzerinde 322 milyon insan depresyon içinde yaşıyor. Diğer bir ifadeyle, dünya nüfusunun yüzde 4.4’ü.


Peki depresyonun ortadan kalkması için doktor tavsiyelerinin yanı sıra neler yapılmalı?


Depresyona karşı en güçlü ilaç Allah'ı aşkla sevmektir. Allah'ın yarattığı kadere tam teslim olmaktır. Böyle bir insan herşeye hayır gözüyle bakar. Allah'ı çok seven bir insan vicdan azabı duyacağı hiçbir davranışta bulunmaz. Dolayısıyla huzursuz olmaz, neşeli olur. Etrafındaki insanlara hep iyilik yapar. Hep güzelliği arar. Nefret peşinde olmaz. Zaten bedenimiz kin ve nefretle yaşayabilecek şekilde yaratılmamıştır. Nefretin, gerilimin, bencilliğin, sevgisizliğin olduğu ortamlarda depresyon ortaya çıkar.


Günümüzde bir çok toplum büyük ölçüde katı, soğuk ve sevgisiz bir ruhun etkisi altında. Çoğu insanda bencilliğe, tartışmaya, duyarsızlığa, anlayışsızlığa, merhametsizliğe, kıran kırana rekabete muazzam bir eğilim var. Çoğu insan vicdanına değil çıkarlarına uygun olanı yapmayı tercih ediyor. Bu menfaatçi bakış açısı da insanlarda huzursuzluk, iç sıkıntısı ve gerilim meydana getirerek depresyonun oluşmasına sebep oluyor.
Oysa insan ruhu ancak iyilik, güzellik ve sevgi peşinde olduğu sürece huzur bulacak bir yapıdadır. İhtiyaç içindeki bir çocuğu görmezden gelmek değil, bir hediye ile onu mutlu etmek; bir fakire ilgisiz kalmak değil, ona yardım etmek asıl müthiş bir sevinç ve mutluluk vesilesidir. İnsan ruhunun sürekli olarak fedakarlık, sevgiyle, ahlaki ve manevi güzelliklerle beslenmesi gerekir. Her bakımdan yüksek kaliteli bir hayat sadece bu şekilde elde edilebilir. Sürekli nefretin ve öfkenin hakim olduğu egoist bir yaşam, olması gereken gerçek yaşam tarzı değildir. İnsanların genelinin bu hataya düşmesi kimseyi yanıltmasın. İnsan, kendi kalbinde sevgiyi ve huzuru gayet güzel hakim edebilir. İnsanı daha üstün bir yaşam tarzına ulaştıracak şey, materyalist dünyanın çatışmaları veya çelişkileri değil; aksine yapacağı fedakarlıklardır. Dünyanın çekişme değil, sevgi ortamı olduğunu anlayan bir toplumda, depresyon gibi suni hastalıklar bütünüyle yok olur.


Bakara Suresi, 112. ayette Allah'a güvenen insanların üzülmeyeceği şöyle bildirilmektedir:


Şeytandan Allah’a sığınırım


'Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. ' (Bakara Suresi, 112)

 

 

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256066/depresyona-karsi-en-guclu-ilachttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/256066/depresyona-karsi-en-guclu-ilachttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/depresyon_a9tv.jpgTue, 22 Aug 2017 12:01:58 +0300
Evsizler Kimin Problemi?Evsizlik dünya çapında giderek yaygınlaşan bir sorun. Birleşmiş Milletler’e göre dünyada 100 milyon kişi evsiz. 1,6 milyar kişinin yaşadığı barınak da insani gereklilikleri karşılamaktan son derece uzak.  

İster zengin ister fakir olsun pek çok ülke bu sorundan etkileniyor. Örneğin dünyanın en zenginlerinin yaşadığı New York’ta bugün 60,000 kişi evsiz…

Daha da önemlisi gittikçe artan nefret kültürü bu insanların birer suçlu gibi muamele görmesine yol açıyor.

Öyle ki, İngiltere’nin birçok şehrinde evsizlerin uyuduğu beton zeminlerin üzerine demir dikenler dikiliyor. Parklardaki banklar ve diğer yüzeyler, bu kişilerin üzerinde yatamayacakları şekilde dizayn ediliyor. Güvenlik görevlilerinin geceleri evsizlerin üzerine su sıktığına yönelik raporlar mevcut.

PARIS, MONTREAL, NEW YORK VE TOKYO’DA da benzer dikenler ve tedbirler görülmeye başlandı. Avustralya kanunlarına göre ise ‘bir insanın sadece varlığı bile başka bir insana rahatsızlık veriyorsa yetkililerin evsiz insanları oradan uzaklaştırma yetkisi var.  Paris polisinin evsiz insanların üzerinden battaniyelerini alıp bulundukları yeri terk etmeye zorladıklarına dair raporlar yaygın.

Kısacası evsiz insanlara yönelik düşmanca tavır endişe verici bir hızla artıyor. 

Örneğin yakın zamanda Venedik’teki bir kanalda önlerinde boğulmakta olan Afrikalı bir mülteciyle dalga geçen kişilerin videosu ortaya çıkmıştı. Bu mülteci o insanlar kendisine yardım etmediği için birkaç dakika içinde bu kişilerin gözü önünde boğularak can vermişti. 2015 Ağustos ayında Yunan sahil güvenlik ekipleri mültecilere ait bir botu ellerindeki delici cisimlere patlatmış, denize düşen mülteciler Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından son anda kurtarılmıştı. Yine birkaç sene önce bir mülteci kucağında çocuğuyla sınır yetkililerinden kaçmaya çalışırken Macar kameraman bir kadın, bu adama çelme takmış ve hem çocuğu hem adamı yere düşürmüştü. Benzer şekilde Avrupa polisi aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların olduğu mülteci gruplarına göz yaşartıcı bomba atmış, onları coplarla dövmüştü.

Örnekleri çoğaltmak mümkün... Unutmayalım ki bu insanların güvenli bir evi, yemeği, sıcak bir yatağı ve mahremiyetleri yok.  Sürekli olarak eziyet, şiddet, istismar ve aşağılanma tehdidiyle karşı karşıyalar. Birçoğunun tıbbi sorunları var. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, özellikle de kış aylarında büyük risk altındalar.

Her şeye rağmen güzel gelişmeler de var.

Örneğin birçok İngiliz, şehirlerinde sıklaşmaya başlayan demir dikenleri protesto amacıyla bu dikenlerin üstüne yataklar, yastıklar yerleştiriyor. Sayısız yardım kuruluşu sürekli gece gündüz çalışarak, herkes gibi saygı ve sevgiyi hak eden bu kişilerin acısını dindirmek için elinden geleni yapıyor.

Unutmamak gerekir ki kimse evsiz olmayı seçmez ve kimse de evsiz olduğu için düşmanca bir muameleyi hak etmez. Hatta bu zorlukları yaşadıkları için söz konusu insanlar daha çok şefkati hak etmektedirler.  

Dünya ülkelerinin bu konuda birçok iyi niyetli girişimde bulunduğu bir gerçek. Ancak belli ki bu girişimler yeterli değil. Dolayısıyla çözüm ararken stratejileri dikkatli bir şekilde belirlemek ve öncelikleri doğru tespit etmek önemli.

 Atılacak en acil adımlar arasında şunlar sayılabilir:

- Barınak ve yardım görevlisi sayısı en kısa zamanda arttırılarak mümkün olduğunca çok kişi sokaklardan kurtarılmalı.

-Halkı çok zorlamayacak basit vergi programlarıyla bu konuda hızlıca finansman sağlanmalı.

- Eğer gidecek güvenli, insan onuruna yakışır, yeterli mahremiyeti olan bir yer yoksa, şartlar ne olursa olsun, kimse evinden zorla çıkarılamamalı.

- Asgari ücret her durumda kira ve gıdayı rahatça karşılayabilmeli.

-  Kimse sağlık masrafları yüzünden kirasını ödeyemeyecek ve evinden çıkartılacak bir duruma düşürülmemeli.

Vicdan sahibi insanların öncelikle yapması gereken kendilerini bu insanların yerine koymak olmalı…

Kimse bu durumda olmayı istemez ve özellikle kimse bu durumda olduğu için düşmanca bir tavırla karşılaşmak istemez. Dolayısıyla gecikmeden hatalarımızı telafi edelim ve daha iyi, daha şefkatli, daha sevgi dolu olmayı seçelim.

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/253807/evsizler-kimin-problemihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/253807/evsizler-kimin-problemihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/evsizlik.mpg_08.jpgFri, 28 Jul 2017 01:53:51 +0300
Fosil kayıtlarına baktığımızda, evrim teorisini destekleyen deliller nerede?http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/253098/fosil-kayitlarina-baktigimizda-evrim-teorisinihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/253098/fosil-kayitlarina-baktigimizda-evrim-teorisinihttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/128-konularina-gore-sayfalar/atlas-of-creation.jpgSat, 15 Jul 2017 16:49:39 +0300Dr. Carlo Cossano İtalya'daki Darwinizm karşıtı çalışmalar ve kuruluşu Comitato Antievoluzionista Evrim Karşıtı Komite hakkında bilgi veriyorhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252572/dr-carlo-cossano-italyadaki-darwinizmhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252572/dr-carlo-cossano-italyadaki-darwinizmhttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/carlo_cossano_italyadaki_darwinizm_karsiti_calismalar_04.jpgSun, 09 Jul 2017 23:50:58 +0300Allah'ın varlığını nasıl anlarız?Bitkiler, hayvanlar, denizler, dağlar, insanlar ve göremediğimiz mikro alemdeki canlı cansız herşey kendilerini var eden üstün bir aklın apaçık delilleridir. Tüm evrende var olan denge, düzen, kusursuz yaratılış kendilerini kusursuzca var eden üstün bir ilim sahibinin varlığını kanıtlar. İşte bu üstün aklın ve ilmin sahibi Allah'tır.

Allah'ın varlığını, yarattığı kusursuz sistemlerden, canlı cansız varlıkların hayranlık uyandırıcı özelliklerinden anlarız.

O, biri diğeriyle 'tam bir uyum'(mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan  Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)

]]>
http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252302/allahin-varligini-nasil-anlarizhttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252302/allahin-varligini-nasil-anlarizhttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/nasil_anlariz_03.jpgFri, 07 Jul 2017 10:53:55 +0300
Surp Hripsimyants Kilisesi vakfı Başkanı Murat Süme bir sahur organizasyonunda farklı dinler arasındaki dostluğun öneminden bahsettihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252079/surp-hripsimyants-kilisesi-vakfi-baskanihttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252079/surp-hripsimyants-kilisesi-vakfi-baskaniThu, 06 Jul 2017 00:05:16 +0300Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç bir sahur yemeğinde kilise bahçesinde halkımızı buluşturdu.http://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252078/sariyer-belediye-baskani-sukru-genchttp://yaratilisatlasi.com/tr/Kisa-filmler---Mutlaka-izleyin/252078/sariyer-belediye-baskani-sukru-genchttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/50-kisa-filmler-mutlaka-izleyin/sukru_genc_sariyer_belediye_baskani_ramazan_03.jpgWed, 05 Jul 2017 23:50:25 +0300