Darwinizm Hipnozundan Uyanırken...

Evrim teorisi, Darwin tarafından öne sürüldüğü günden bu yana, dünya gündeminde belki de en çok tartışılan konulardan biri oldu. Üstelik yalnızca biyolojik değil, felsefi, politik, sosyolojik, ideolojik hatta sanatsal platformlarda dahi bu tartışma dünya çapında sürüyor. Şimdiye kadar hiçbir "gerçek" bilimsel teori, ilgili-ilgisiz, dolaylı-dolaysız bunca alanda, bu derece tartışma ve polemik konusu olmamıştı.

Bilindiği gibi zaman içinde bir teoriyi destekleyen deliller ortaya çıkarsa, o teori güçlenir ve kabul görür. Yalanlayan deliller ortaya çıktığında ise söz konusu teori terk edilir, “geçersiz ve gerçek-dışı” olarak sınıflandırılır.

Ne var ki bu standart prosedür, bilimsel delilden yoksun, mantık dışı önermelere dayandırılan ve bir safsatalar derlemesi olan Darwinizm için hiçbir dönemde uygulanmadı. Zira, ateist-materyalist dünya görüşünün hakim olduğu akademik, ideolojik ve siyasi çevreler Darwinizmi her ne pahasına olursa olsun koruyup kolladı, savundu. Teoriyi kabul etmeyenleri bilim-düşmanı, cahil, bağnaz ve çağdışı ilan etti. Zira, evrim teorisinin ayakta tutulması ateist-materyalist dünya görüşünün varlığının devamı açısından hayati bir unsurdu.

Oysa, Darwin tarafından ortaya atıldığından bu yana evrim teorisi, bilimin ilgili tüm dallarınca yalanlandı:

– Biyomatematik, istatistik gibi bilim dalları, canlılığın yapıtaşı olan hücrenin yapısındaki en küçük bir protein molekülünün dahi doğal koşullarda "kendiliğinden" oluşabilmesinin imkansız olduğunu kanıtladı.

– Paleontoloji, canlıların, tarihin hiçbir döneminde evrim geçirmediğini gösteren yüz milyonlarca yıllık, 700 milyondan fazla fosili insanların gözleri önüne serdi. Eldeki tüm fosil kayıtları canlı türlerinin dünya üzerinde ilk ortaya çıkmalarından itibaren hiçbir yapısal değişikliğe uğramadan günümüze kadar geldiğini gösterdi.

– Evrimcilerin, var olduğunu iddia ettikleri türler arası hayali ara-geçiş formlarına ise bugüne kadar hiçbir fosil kaydında rastlanmadı. Üstelik teoriyi ayakta tutabilmek adına ara-form olarak göstermeye çalışılan canlıların tümünün, tarihin belli dönemlerinde yaşamış ve nesli tükenmiş, kompleks yapı ve sistemlere sahip mükemmel canlılar olduğu kanıtlandı. Nitekim, Darwin'in bizzat kendisi teorisini kökten geçersiz kılan bu açmazı kitabında şu sözlerle itiraf etmişti:

"Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz?.. Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? ... ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır." (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)

– Diğer yandan, evrimin sözde iki mekanizmasından biri olduğu iddia edilen mutasyonların türleri değişikliğe uğratıp geliştirmesinin imkansız olduğu, hatta canlı organizmalardaki net etkisinin yalnızca kalıcı zarar ve tahribat olduğu gözlemlendi. Kalıtım kanunlarının tanımlanması sonucunda ise evrimin ikinci mekanizması gibi gösterilmeye çalışılan doğal seleksiyonun yeni türler oluşturmasının bilimsel açıdan imkansız olduğu ortaya çıktı.

Özetle Darwinizm, normal bilimsel standartlar izlendiğinde, akıl, mantık ve sağduyunun da bir gereği olarak on yıllar önce çöpe atılmış olması gereken bir safsatadır. Diğer bir deyimle bilim tarihinin en büyük ve organize bilim sahtekarlığıdır.

Ne var ki, arka plandaki ideolojik güçler bu gerçeği örtbas etmeye çalışıyor. Ateist-materyalist felsefeyi ayak tutmak amacıyla, Darwinizmin fiyaskolarını örtbas edip, ona bilimsel bir görünüm kazandırabilmek için akla hayale gelmedik yollara başvuruyorlar ki bu yapı da  - bizzat kendi yapmak zorunda kaldıkları itiraflarla - gün geçtikçe gücünü kaybediyor.

Özellikle 2000'li yılların başlarından bu yana evrim teorisinin bilimsel açmazlarını deşifre edip gözler önüne seren bilimsel faaliyetlerimiz bu konuda etkili oldu. Türkiye’den başlayıp dünyaya yayılan ve Darwinizmin geçersizliğini anlatan bilgiler insanlığın bu toplu hipnozdan çıkmasını sağladı. Bu süre zarfında Darwinizmin geçersizliğini mikrobiyoloji, paleontoloji, genetik gibi tüm bilim dallarıyla ortaya koyan ve pek çok dile çevrilmiş yüzlerce kitap yazıldı. Dünya çapında bilimsel yüzlerce konferans yapıldı, çok kaliteli görseller ve çarpıcı bilimsel veriler eşliğinde 100’e yakın belgesel film hazırlandı. Amerika’dan İngiltere’ye, Hollanda’dan Hong Kong’a kadar pek çok ülkede düzenlenen fosil sergileri aracılığıyla insanlar inancın bilimsel zeminine şahit oldular. Bütün bu çalışmalarımızın sonucunda, karanlık bir ortamda perdenin aralanmasıyla ışığı gören insanlar ‘güneşin varlığından’ emin oldular.

Bu gerçeği son yıllarda Batı dünyasında yapılan bazı anketlerle de teyit etmek mümkün. Örneğin geçtiğimiz yıllardaki bir ankete göre Britanyalıların %50’si ise teoriye KESİNLİKLE karşı olduklarını veya teori hakkında şüpheleri olduğunu söylüyor. Geriye kalanlardan ise yalnızca %25'i evrime inanıyor, %25'i de evrime tereddütle yaklaşıyor ve teorinin ‘doğru olma ihtimali’ üzerinde düşünüyor. Darwinizmin beşiği kabul edilen İngiltere için bunlar dikkat çekici veriler. Bu konu, ünlü evrimci bilim dergisi New Scientist'in geçen ayki sayısında (6 Eylül 2017) “Birleşik Krallık’taki yetişkinlerin üçte biri evrimi sorguluyor” başlığıyla yer aldı. Haberde, “Bir ankete göre Birleşik Krallık’taki yetişkinlerin yaklaşık %30’unun evrimin insanın kökenini açıklayamadığı, %44'ünün ise, beklenmedik biçimde evrimin insan bilincini açıklayamadığını söylediği" bildirildi. Ankete göre evrime inandığını ifade edenler dahi “ruhun evrimle izah edilemediğini” belirtiyorlardı.

Yakın zamanlarda Pew ve Gallup tarafından yapılan araştırma anketleri ise ABD vatandaşlarının yaklaşık yarısının evrime inanmadığını gösterdi.

Amerika merkezli bir haber kanalında, 2017’nin Ağustos ayında yer alan bir haberde de Müslüman Türk halkının yaklaşık %99’unun Darwinizme inanmadıkları ve bunun yerine yaratılışa inandıkları bilgisi yer aldı.  (http://www.foxnews.com/world/2017/08/20/turkey-to-stop-teaching-evolution-in-schools-report-says.html )

Bunlar gibi daha bir çok araştırma ve anket, özellikle son 10 yıl içinde Batı toplumunda Darwinizme inanma oranlarının giderek azaldığını ortaya koyuyor. Allah'a inanma oranlarının ise dünya çapında yükseldiği gözleniyor. Araştırmaların, istatistiklerin açık biçimde ortaya koydukları, tartışmasız ve demagojilerle üstü örtülemeyecek netlikte bir gerçek var: İnsanlar artık evrime inanmıyor. Gittikçe artan sayıda insan bilime inandıkları, bilimsel delilleri açıkça gördükleri ve akıl ve vicdanla hareket ettikleri için evrimi kabul etmiyorlar. Konu hakkında detaylı bilgi sahibi oldukça, bilinçlendirildikçe Darwinizm'in dünyanın en büyük bilimsel sahtekarlığı olduğunu çok daha iyi anlıyorlar. İnsanlık yüzyıllık ağır bir hipnozun etkisinden artık uyanmaya başlıyor.

Adnan Oktar'ın BERNAMA'da (Malezya) yayınlanan makalesi:

http://www.bernama.com/bernama/v8/newsindex.php?id=1404267

2017-10-28 06:04:20

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top