Sayın Adnan Oktar'ın 31 Ağustos 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 31 Ağustos 2017

 

(Sayın Devlet Bahçeli 30 Ağustos vesilesiyle şöyle bir açıklama yaptı: “Dün Bizans, Haçlı, yedi düvel olarak anılan ehli salebin şimdiki ismi FETÖ, PKK, PYD, YPG, IŞİD olmuştur. Türk düşmanları her devirde devşirdikleri alçak tetikçileriyle üzerimize gelmişler ama devrilip-yıkılmaktan da kurtulamamışlardır. Birliğimiz ve bekamız daim olsun. Varlığımıza göz dikenler, millet olma halimizi çekemeyenler akıllı olsun. 30 Ağustos şuuru hala diridir” dedi.)

Bahçeli hakikaten değerli bir insan Sayın Bahçeli muhterem bir insan. Her konuşması güzel. Hayret ediyorum ben kıymetini bilememelerine şaşırıyorum. Daha dünkü delikanlılar Sayın Bahçeli’yi eleştirir konumda üst perdeden konuşmalarına hayret ediyorum. Çok değerli bir insan.

 

(Bedri Baykam şöyle bir yazı yazdı: “Son bir-iki gündür CHP’nin adalet kurultayında Risale-i Nur propagandası yapılmasına izin verdiği ve parti yöneticilerinin kınanması gerektiği söyleniyor. Halbuki adalet kurultayı her görüşten insana açık yapıldı. Ve o gün Kazım Güleçyüz de bir konuşma yaptı. Sonuçta hiçbir CHP’li onun sözlerini dinleyip Nurcu olacak değil. Eğer bu iş bu kadar kolay olsaydı yıllarca katıldığımız televizyon programlarını izleyen tüm CHP’liler dinci olurdu” dedi.)

CHP’ye ben aylardan beri, yıllardan beri bunu söylüyordum. Bu çok mühim bir odaktı, mühim bir engeldi. Bunu yaptılar yani bunu CHP’ye teklif eden tek ben oldum yıllardan beri söylüyorum. Said Nursi’yi sevmeyen bir CHP’nin iktidar olması mümkün değil. Said Nursi’yi seviyorsa bitti. Süleyman Hilmi Tunahan’a saygı gösteriyorsa bitti. Abdülkadir Geylani’yi, İmam-ı Rabbani’yi sevmeyen bir CHP iktidar olamaz ama seviyorsa tamamdır.

 

(Myanmar’daki petrol ve gaz sektörü uluslararası firmaların ilgi alanı durumunda. Son dönemde İngiliz ve Myanmar firmaları Arakanlı Müslümanların yaşadığı bölgede petrol ve gaz arama faaliyeti için ortak girişim başlattılar. Arakanlı kardeşlerimizin bir videosu var.)

Kardeşim bunlar ne bunlar? Bu tabii çok büyük bir olay. Büyük bir mitingle buna cevap verilebilir. Bu adamlar o zaman titrerler. Bunu Birleşmiş Milletler’e falan götürmeyle olmaz. Birleşmiş Milletler “iki taraf da ateş kesin” diyor dalga geçer gibi bir cevap. Çok kızdıracak saygısızca bir üslup. “İki taraf da ateş kesin.” Adamın ateş edecek hali var mı? Adamı sen kesiyorsun, katlediyorsun, şehit ediyorsun, oturmuşsun ateş kesten bahsediyorsun. Adam yiyecek bulamıyor, yatacak yer bulamıyor sokakta tutuyorsun “ateş kes” diyorsun. Bu kadar münasebetsizlik, densizlik olmaz. Son üç günde üç bin Arakanlı Müslüman şehit edildi. Biz büyük miting yaparak İstanbul’da veya Ankara’da miting yaparak bunu telin edelim. Yahut sadece İstanbul’da yaparak, çok büyük bir miting olsun bunu ben rica ediyorum. AK Parti de yapabilir, Saadet de yapabilir. Saadet yapsın, AK Partililer de katılsın. Büyük Birlik de katılır hepimiz katılırız. Yani şimdi birisinin öncü olması gerekiyor. Adını koysunlar arkası gelecek, inşaAllah.

 

(Dün siz tüm siyasi partileri Arakan için miting yapmaya davet ettikten sonra etiket bir numarada kaldı ve 24 saat listede kaldı Adnan Bey.)

“Arakan için büyük miting” evet. Bunu çok rahat yapabiliriz. En iyisi siz Saadet Partisi’ne gidin de. Ama Saadet yaparsa AK Partililer katılır mı? Katılmayabilirler. AK Parti yapsın. AK Parti yaparsa olur. “Arakan’da Müslümanların şehit edilmesinin durdurulmasını istiyoruz.” Bir isim kendileri bulsunlar. Ne olursa olur herhangi bir isim. Saadet de katılsın, Büyük Birlik de hepimiz katılırız öyle bir sorun olmaz. Büyük bir miting yapalım. Tayyip Hocam konuşsun, Saadet liderlerinden, Büyük Birlik Partisi liderlerinden konuşan olur. Ayrıca bütün büyükelçilere de davet göndersin Tayyip Hocam. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na davet etsin. Burada bu rezalete dikkat çeksin. Böyle bir kepazelik olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bu konu gündeme getirilebilir, soru önergesi verilsin gündeme getirilsin. Gerekirse kapalı oturum da olur, açık oturum da olur konuşma yapılsın. NATO’nun dikkati çekilebilir. NATO’ya bu konu, Birleşmiş Milletler’e götürüldüğü gibi NATO’ya da götürülebilir. Her yeri ayaklandıralım bu kepazelik çok korkunç.

 

Hz Süleyman'ın Sarayının Her Noktasında Tüm İnsanların Hayran Olacağı Kalite, Estetik, Modernlik, Sanat ve Teknoloji Vardı

Hz. Süleyman (as) moderndi. Nasıldı? Saray, en ileri teknolojiyle yapılmıştı. Mescit en ileri teknolojiyle yapılmıştı, mescit ve saray ikisi de. Her yerde en uç teknoloji kullanılıyor, her yerde insanların hayret edeceği, çok beğeneceği çok mükemmel bir görünüm meydan getirilmişti. Renkler mükemmel, sarayda beslenen hayvanlar çok görkemli, insanlar çok şık giyiniyor, tavırları çok güzel. Mesela bu modernliktir. Resim var, heykel var, her türlü sanat eseri var sarayda. Modernlik bilimdir. Ama gelenekçi İslam anlayışında Müslümanlar en baştan yavaş yavaş boğulma moduna sokuldular. Önce dört mezhep çıkarıldı, aslında daha çoktu da dört mezhebe indirildi. Mezhebe kabul edilmesi için bir insanın yani mezhep imamı kabul edilmesi için gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını geniş çapta kabul etmesi istendi. Her biri bir hurafeyi kabul etmiş oldu ayrı ayrı. Hurafe kabul etmeyeni zaten adam yerine koymadılar. Alim olarak kabul etmediler, hurafeyi kabul edeni alim yerine koydular. Hurafe kabul etmemek çok büyük suçtu o devirde. Alimler de baş eğdiler mecbur kaldılar hurafeleri kabul etmeye. Bildikleri halde hurafeyi kabul ettiler. Bunun sonucunda ümmet derin bir kuyunun içine düşmeye başladı, düştükçe hurafe eklendi, hurafe eklendikçe düştü ve sonunda bu felaket meydana geldi. Şimdi bunu temizliyoruz Allah’a şükür.

 

(İHH’dan Osman Atalay şöyle bir öneride bulundu Adnan Bey yazısında: “İslam dünyasının ve bizim Arakan’daki katliamları durdurmaya gücümüz yetmiyor. Fakat en azından bu insanları öldürülmeyecekleri bir ülkeye taşıyacak kudrete sahibiz. 5 milyon Arakanlı’nın 4 milyonu ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Geriye kalan 1 milyon sürekli katliam ve zulme mahkum. Ağıt değil çözüm üretelim” dedi.)

Osman çok efendi çocuktur, çok dindardır Osman, çok çalışkan. Fırtına gibi maşaAllah. Bir esmer delikanlı var asıl başları olan Bülent Yıldırım, o da çok temiz bir delikanlı, çok efendi o da. Canlarım benim gece-gündüz, sabah-akşam gayret ederler. En tehlikeli işlere bile cesaretle giriyorlar, maşaAllah. Nasıl bir şey önerdiğini de Osman söylerse, bir şey anlatmış ama çözüm şudur dememiş, değil mi ben yanlış anlamıyorsam. Başka ülke ama nasıl yapılacak onu söylerse. Orada hangi ülkeyi kastediyor nereyi kastediyor hemen gereği yapılsın. Ve bir miting yapılırsa çok iyi olur. NATO’yu uyaralım NATO’ya hatırlatma yapalım. Birleşmiş Milletler’i yeniden uyarabiliriz. Çünkü bir karşı atak yok. Herhalde orada benim anladığım İngiltere petrol çıkaracak. Onun için oradan onların hepsini çıkarıyor ki malına mülküne el koysun. Ama şu anda da diyor ki İngiltere “vay canlarım vay” diyor, “ne istiyorsunuz bu zavallılardan” diyor şimdi İngiltere. “Yazık değil mi?” diyor “acımasızlık yapıyorsunuz” diyor “adamlar hep gitmiş bak” diyor. İngiliz derin devleti diyor ki “hepsini çıkarın ki petrol arayacağız” diyor. İngiltere devleti de diyor ki “çok ayıp yapıyorsunuz, zulmediyorsunuz adamlara” diyor. Böyle bir acayip sistem.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Hanım Beştepe’de 30 Ağustos dolayısıyla verdiği resepsiyonda saygı duruşunun ardından şehitler için Kuran-ı Kerim okundu. Hulusi Akar Paşa’nın Hanımı Şule Akar Hanım 30 Ağustos resepsiyonunda Kuran-ı Kerim okunduğu sırada başını örttü ve açılmaması için özen gösterdi. CHP’liler linç etti. “Neden Hulusi Akar neden?” şeklinde tepkiler geldi.)

Hayır hayır hayır, çok güzel yapıyor. Türkiye için bu çok önemli. Paşalarımızın namaz kılması, dindar bir Türkiye Türkiye’nin garantisidir. Paşalarımız bu tehlikeyi de çok iyi fark ettikleri için Allah razı olsun güzel vurgular yapıyorlar. Kim ne derse desin, deccal istediği kadar homurdansın devam etsinler çok doğru yoldalar, çok hayati bu. Milletin manevi dinamiği manevi desteği dindir. Din çekildi mi millet çöker Allah esirgesin. Güzel, annemiz de çok nezaketli bir hanımefendiymiş Allah razı olsun. Çok klas ve kibar bir insan olduğu anlaşılıyor. Gösterdiği nezaket, dindarlık da ona çok yakışmış. CHP’den böyle sözler gelmesi CHP’ye yakışmıyor. CHP adına konuşmasın bu adamlar bir kere. Komünistse söylesin “arkadaş ben komünistim” desin konuşsun. CHP adına bunu konuşanlar olmasın. CHP’yi sürekli yıpratıyor bu adamlar.

 

İnsanlar Zenginliği Güzelliği Tahsili Bir Noktaya Kadar Kıskanır. Ama En Dayanamadıkları Tutku ve Aşktır, Sevilen İnsanı Delice Kıskanırlar

İnsanlar zenginliği kıskanır bir dereceye kadar, güzelliği de kıskanırlar bir dereceye kadar, tahsili kıskanırlar bir dereceye kadar ama tutkuyu, aşkı kahredici bir öfkeyle kıskanırlar. Yani en çok azap veren şey tutkudur ve aşktır. Şimdi burada görülen şey ne? Tutku ve aşk. İnsanların arayıp bulamadığı ve hemen hemen hiç yaşayamadıkları bir ihtişam. Bu insanların birçoğunu mutlu etmez. Çünkü kendi yapamadığı için yaşayamadığı için. “Kız arkadaşım var” diyor çocuk, bir aşk sezilmiyor. “Bir bayan” diyor mesela başka bir bayana. Gözünde pek önemli olmadığı anlaşılıyor üslubundan. Yani onlara hitap şeklinden de önem vermediği anlaşılıyor. Zaten hayali bir vakadan bahsediyor gibi geldi bana ama hadi diyelim olduğunu düşünelim vardır hakikaten olabilir, çünkü imkansız bir şey değil. Ama çok sıradan oluyor bu ilişkiler. Eğer benim tutkum olmasa bu konu hiç sorun meydana getirmez. Bak burada azap veren tek bir konu var o da benim şu deli tutkum, deli aşkım sadece bu. Yani ızdırabın kökeni, acının kökeni budur. Burada herhangi bir insan olsa inanın hiçbir sorun çıkmaz. Yani buraya gelsin konuşsun bir hoca efendi kızlar mini etekli olsun, daha da dekolte giyebilir, isterse mayoyla otursunlar plaj kenarında yapılsın toplantı, plaj kenarında yapılan bir sohbet. Bak inanın kimseyi ilgilendirmez.

(Cumhurbaşkanımız dünkü kutlamada başı örtülü hanımların ellerini sıktı Adnan Bey. Dekolte hanımları hem davet etti hem de birlikte fotoğraf çektirdi. Çok sayıda hanım vardı davette. Ayrıca Beştepe’deki törende bir hanımla çok uzun süre el ele konuştu.)

Çok iyi olmuş, evet bu önemli. Modern Türkiye’yi de, tesettüre mütesettir hanımları da hepsini birlikte bu şekilde göstermek çok önemli. Çok iyi olmuş. Bu önemli Tayyip Hocam’dan istirhamım tekrar tekrar kamuoyuna göstersin bu resimleri. Sık sık böyle fotoğraflar çeksin. Hem Avrupa’ya hem dünyaya çok iyi mesaj vermiş oluruz.

 

En Doğru Yol Allah'ın Kalbimize İlham Ettiği Vicdandır. Vicdana Değil Mantığına Uyan Kaybeder

Mantıkla giden kendini çok akıllı zanneder. Mantıkla hareket edip de sürünmeyen insan yoktur hepsi sürünür perişan olur, Allah bin bir türlü dert-bela verir, maddi manevi belalarla boğuşur. Ama o kendini ısrarla çok akıllı olduğunu zanneder. Vicdanına uyan da sanki kendini böyle haşa hata yapıyormuş gibi görebilir, yanlış yoldaymış gibi görebilir ama en doğru hareketi yapmış olur ve mutlaka kazanır vicdanıyla hareket eden. Mantığıyla hareket eden de mutlaka kaybeder. Çünkü insanlara mantık çok süslü gelir, çok akılcı ve doğru gibi gelir. Mantık en tehlikeli yoldur. En doğru yol Allah’ın kalbimize vahyettiği vicdandır, vicdana uymaktır. Diyor “ben vicdanıma uydum hep kaybettim.” Kaybet yani kazanacaksın, öbüründe mahvolacaksın. Onda bir kaybedersen on kazanırsın. On kaybedersen bin kazanırsın.

 

Kuran'da Kadının Dövülmesine Dair Bir Ayet Yoktur. Evli Çiftler Arasında Anlaşmazlık Olduğunda "Darabe" Yani Uzaklaşma Vardır

Kuran’da böyle bir şey olur mu kardeşim? Başlangıçta diyor ki “anlaşamıyorsanız nasihat edin” tamam, “olmuyorsa yatağınızı ayırın, yatağı ayırdıktan sonra dövün” dövecek, “sonra şahit getirin” diyor, “sonra da boşanın” diyor. Arada niye sopa yemesi gerekiyor? Böyle mantıksızlık olur mu? Akışa bak. Arada bir şok meydana geliyor sopa yiyor kadın, sonra gayet makul adama şahit çağırıyor, hakem çağırıyor konuşuyor. Sonra da boşanma var. Öyle bir şey olur mu? Bunun mantıksızlığı açık belli oluyor. Nedir safhaları? Açık; önce uyarma, sonra yatak ayırma, sonra evden ayırma, annesinin evine yahut şahıs kendi annesinin evine de götürebilir yahut hanımın evine de götürebilir. Hanımıyla kendisi evini ayırıyor. Olmadığında bu da halletmiyorsa taraflar ne yapıyorlar? Hakem tayin ediyorlar. Hakemler iki tarafla konuşuyor. Yine hallolmazsa ne oluyor? Boşanıyorlar. Boşanıyor kadın iddet bekliyor, üç ay sonra yeniden barışmak için girişimde bulunuyorlar, eğer istiyorsa yeniden eşine dönüyor. Yok değilse kadın bir başkasıyla evlenebiliyor. Konu bu. Niye sopa olsun? “Darabe-darabtüm seyahat etsin, uzaklaştırsın” anlamında. Adamın aklı fikri sopada olduğu için kafası hep sopaya gidiyor, sopa diye bir şey yok.

 

Gelenekçi İslam Anlayışında Kuran'ın Yeri Yoktur. Kuran'ı Okumazlar ve Okutmazlar, Okunsa Dahi Anlaşılmayacağını İddia Ederler

Adamlar diyorlar ki; “Bir kere Kuran ellenmez dokunamazsın Kuran’a, abdest alarak dokunacaksın” diyor. Kadınlar da zaten hastayken elini süremezler, ay hallerinde süremezler. Bir de Kuran çok yüksekte olması lazım. “Kuran’ın olduğu yerde öyle müzik falan olmaz, eğlence de olmaz, yatıp uyuyamazsın da” diyor. Çözüm ne? “Kuran’ı evden dışarı çıkart” diyor, bu kadar basit, bu kadar açık “çözüm bu” diyor. “Kuran’ı çıkartıp getirsen de okusan da kırk yıl geçse yine anlayamazsın” diyor. Hüseyin Hilmi Işık İlmihal’de diyor ki; “Bizim gibiler” diyor “bizim kafamızda ki adamlar kırk yıl okusak da yine anlayamayız Kuran’ı” diyor. Allah ne diyor? “Hemen anlarsınız” diyor Kuran’da “açıktır” diyor “sarihtir ve anlaşılırdır” diyor “bol örneklerle anlattım her örnekten verdim hiçbir konuyu da eksik bırakmadım” diyor “ve sizi sadece Kuran’dan soracağım” diyor Allah. Adamlar da “yok arkadaş Kuran eksiktir, ilaveler yapmak gerekir, çıkartmalar yapmak gerekir” bir de çıkartma da istiyorlar. Hem ilave hem çıkartma istiyorlar nasih mensuh diyerekten nasih mensuh. Hem Kuran’a ilave hem çıkartma elde Kuran kalmıyor. Çünkü bir kısmını çıkarıyor bir kısmını da ilave ediyor bambaşka bir kitap olmuş oluyor ve böylece insanları Kuran’dan soğuttular ve korkuttular ve insanlar Kuran’a güvenemeyecek hale geldiler.

 

İradeli İnsan Yorgunluk ve Bitkinliğe Teslim Olmaz. Yorgunluk Akılla, İmanla, İradeyle Yenilir. Yorgunluğu Yenen Başarılı Olur

Yorgunluk olmazsa insanlar imtihan olmaz. Bütün insanlar yorgundur, yorgunluğa karşı mücadele verirler. İrade kullanır, azmeden, kararlı olan yorgunluğa mağlup olmaz. Ama ben yorgunum yorgunum diye gider sızar bir yerde kalır, yorgunum diyen bitkinleşir ama telkin eden -Allah öyle bir güç vermiştir- kendini telkin eden de çok canlı olur. Niyete bakar eğer niyet edip kendinin yorgun ve bitkin olduğuna inanırsa çökertir o onu. Ama yorgun iken ben canlıyım derse canlanır o yorgunluk gider, o yorgunluğun ona gücü olmaz. Yorgunluğu yenmiş olur. Yorgunluk akılla yenilir, irade ile iman ile yenilir. Yorgunluk özel olarak insanların üzerine salınan, Allah tarafından salınan özel bir güçtür, bunu yenen başarılı olur.

 

(İngiliz basınında geçtiğimiz yıllarda Burma Myanmar ile ilgili pek çok haber çıktı. Haberlerde Burma’da demokrasi yönünde özellikle son yıllarda önemli gelişmeler olduğu ve İngilizlerin de bu gelişmeleri desteklemek için Burma’da bulunduğu haberleri yer aldı. Ayrıca İngilizlerin Myanmar ordusuna insanların korunması ve katliamların önüne geçilmesi için eğitim verdiği ve orduyu İngilizlerin eğittiği söylendi.)

Myanmar ordusu tabii ki İngiliz subaylar tarafından kuruldu ve eğitildiler. Silahlar da yurt dışından geliyor dolayısıyla bir tek orası değil Irak subayları da İngiltere tarafından eğitildi. Suudi subaylar da İngilizler tarafından eğitilmişti. Osmanlı subaylarının da büyük bölümü de İngilizler tarafından eğitilmişti zamanında Abdülhamid döneminde. Hatta donanmayı direkt İngiliz paşanın eline verdiler, doğrudan. İngiliz orgeneralin eline verdiler Osmanlı donanmasını, sen yönet diye.  Yani olayın başlangıcı zaten Abdülhamit dönemine rast geliyor.

 

Kadınların Hayatın İçinde Olmaması, İkinci Sınıf Varlık Görülmesi Kuran Müslümanlığına Uyulmamasının Bir Sonucudur

Bir oyun oynandı kadınlara, İslam âlemine büyük bir oyun oynandı. O yüzden böyle mahvedildi Müslümanlar. Bak bütün dünyada Müslümanlar ezim ezim eziliyorlar. Neden? Çünkü Kuran Müslümanlığını yok ettiler, şirk sardı. Şirk olunca Allah'ın hükmü imhadır, ezer Allah. Şirk sardı mı imha, Allah'ın yaptığı hep budur, her devirde böyle olmuştur. Selçuklular döneminde de böyle olmuştur, her dönemde de böyle olmuştur. Allah düz mantıkla hareket eder. Sen Allah'ın kullarının yarısını ezmeye kalkarsan Allah demediği halde, bak diyorsun ki; “Kadınla erkekler bir arada oturamaz.”  Kadın olmaları suç mu, nasıl oturamaz? Hadi tamam dediğini yaptık diyelim kadınlar oturamadı, delikanlılar gelebiliyor mu? “O kadından daha beter.” diyor. Kardeşim bu nasıl bir kafa? Allah'ın hükmünü ortadan kaldırmışlar. Ben o delikanlı için bir şey demiyorum, çünkü o öğrenmek istiyorum diyor, bir iddiası yok onun. Allah’ın dinini yıkmaya kalkmışlar, oyun oynanmış İslam dinine. Kadınlara oyun oynanmış,  kadınları tuzağa düşürmüşler. Bu büyük oyunu bozacağız, bozuyoruz ve bozmaya da devam edeceğiz. Çok büyük bir oyun oynamış. Bak görüyor musun; “Kadın erkek bir araya gelemez, konuşamazsın da” diyor. Nereye gidecek kadın o zaman? “Eve gitsin otursun.” diyor. “Tamam, eve gitti oturdu.” diyoruz. “Pencere var” diyor, “orayı da kapatacak.” “Pencereyi” diyor, “Sahabeler briketle örmüşlerdi” diyor. “Karıları çarşıdaki erkeklere bakmasın diye” diyor, briketle örüyor. Arkasından diyor ki; “Kadına” diyor,” fazla yemek vermeyin, azar” diyor, “sokağa çıkmaya kalkar, az yemek verin ki azmasın” diyor. “Güzel kıyafet giydirmeyin ki, dışarı çıkmak ister” diyor. “Yazı da yazdırmayın” diyor, “yazıyı öğretmeyin, dostuna mektup yazar” diyor. Şu kepazeliğe bak. “Kadın” diyor, “ yarım mahlûktur, yarım insandır” diyor, “insan değildir,  insanla hayvan arası bir şeydir, her dediğinin tersini yapın” diyor bunu Mevlana Celalettin Rumi kitaplarına o da almış, İslam ulemasının kitaplarının büyük bölümünde var. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud hepsinde var. “Kadını da” diyor, “zina ettiğini yakaladığınızda, taşa, yere üstüne elbise giydirin” diyor,” ince bir kıyafet” kefen gibi, “küçük küçük taşlarla taşlayarak öldürün” diyor, “fazla iri olmasın taşlar” diyor. “Biz” diyor, “sabah başladık kadını taşlamaya” diyor, “bir türlü ölmedi” diyor. “Baktım olacak gibi değil” diyor, adam devenin çene kemiğini almış vura vura vura vura kadını öldürmüş, şehit etmiş. Bu müşrik âdetidir, bu putperest âdetidir. İslam dinini yıkmaya kalktılar, buna müsaade etmiyoruz, şu an İslam yeniden diriliyor.

 

(Fransa Cumhurbaşkanı Macron liderliği ile ilgili görüşlerini anlatırken şöyle bir konuşma yaptı. Dünya lideri olmanın göründüğü kadar havalı olmadığını söyleyen Macron “Her on günde bir Erdoğan ile konuşmak zorunda olan benim” dedi.)

Bu Macron denilen delikanlı millet bunun konumunu bilmiyor, bu garibanın teki. Bunu İngiliz derin devleti bulup alıp getirdi. Ve adamların şu an işine yarıyor, İngiliz derin devletinin işine yarıyor. Ve bunu kullanıyorlar bomboş bir adam. Yani normal bir delikanlı sokaktan bunu bulmuşlar. Önce bankada görev verdiler buna, bankada memurdu sonra dediler “Gel seni Fransa’nın başına geçirelim ama sen bizim dediklerimizi yapacaksın” dediler. Yüzündeki şaşkın ifadeye bakın hemen anlarsınız. Bu çok büyük bir skandal ve çok büyük bir olay. Bakın muazzam bir örnek. Göster şimdi adamı. Bildiğin sokaktan rastladığın gariban gençler var öyle bir tip. Yani hiçbir şey bildiği falan yok. Genel kültürü falan da yok. Siyasetten falan da anlayan bir tip de değil. “Sen” dediler “bizim dediklerimizi yapacaksın, ne dersek onu yerine getir gerisine karışma dediler” olay bu. Macron aşağı, Macron yukarı olayın derinliğini halk anlamadı. Çok yetenekli bir adamı buldular, adam bileğinin hakkı ile Fransa’nın başına geldi gibi düşünüyorlar. Öyle bir şey yok. Özel destek ile geldi. Bu Yunan Çipras var o da o tarz bir şey. Bomboş bir adam, sırf genç diye alıp getirdiler. O kadar normal sokaktan bir delikanlı, eli yüzü düzgün. Getirip Yunanistan’ın başına koydular. Yönetim doğrudan dışarıdan oluyor. Mesela Kanada’da da aynı durum var.

 

(“Avrupa’da çok fazla dejenere olmuş gençlik var. Bu modernlikten mi özgürlükten mi kaynaklanıyor?” İzleyici sorusu)

Ne modernlikten ne özgürlükten. İngiliz derin devletinin azgın deccali saldırısından. Deccalın atağından kaynaklanıyor. Çünkü Allah’ı haşa kıyamete zorluyorlar. Diyorlar ki madem haşa Allah var. Biz dünyayı rezil kepaze edeceğiz hadi kıyameti kopartsın diyorlar. Yani deneme yapmak istiyorlar. Belalarını arıyorlar. Şu an deccal haşa Allah’a meydan okuyor. Biz diyor dünyayı homoseksüel yapacağız. Allahsız, Kitapsız, ahlaksız, katil ve üçkağıtçı yapacağız. Hadi kıyameti kopart diyorlar yani dedikleri bu. Bu dedikleri olacak ama önce bir İslam hakim olacak. Onların dediğinin bir tersi olacak. İslam önce bir hakim olacak. Sonra yine bunlar azacaklar o zaman belalarını bulacaklar.

 

(“Eşcinseller ne zaman normal bir insan olarak kabul edilecekler? En önemli sorun bu bence.” İzleyici sorusu)

Önemli sorun İslam aleminin paramparça olması, cayır cayır adamları napalm bombası ile yakıyorlar. Ve üç bin Müslümanı daha yeni birkaç gün içinde şehit ettiler. Bunlar varken homoseksüellerin birbirini bilmem ne yapması niye önemli oluyor? Yani benim güzelim benim kanaatim bazı basın organlarının etkisinde kalmış. En önemli konu olarak şu an İngiliz derin devleti tarafından dünyaya tanıtıldı. Dünyanın bir numaralı konusu budur diyor. Ben neden önemli olduğunu anlamadım. Niye önemli olsun tiksinti verecek bu kadar aşağılayıcı bir şey, bu kadar mide bulandırıcı bir şey, bu kadar insanoğlunu yerle bir eden bir şey, Allah’ın kuranda lanetlediği ve iğrenç bir şey olarak belirtiği neden dünyanın en büyük ve en önemli olayı oluyor? Canımın içi adam normal o zaman mantık garip bir hale gelmiş oluyor bu durumda. Ben güzelimin bu anlamda bu mantıkta böyle bir şeyi savunacağını zannetmiyorum. Ama dese ki homoseksüelleri dövenler var, öldürenler var. Bu olmaz dese bu tamam. Dövmek ve öldürmek bu olmaz. Ama iğrenç bir fiil olduğunun söylenmesi gerekir. Kuran’a göre bu iğrenç ve çok büyük bir ahlaksızlık olarak belirtiliyor. Bu konuda bir ittifak edelim. Ama adam mesela ateist diye öldürmeye kalkıyor yahut homoseksüel diye öldürmeye kalkıyor. Bu olmaz. Bunları kabul ediyoruz.

2017-09-13 08:40:45

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top